Archive for the “ÖyküName” Category

Pazar, Mayıs 9, 2010 Categorized under Sehhar, ÖyküName

Turuncu Karşılaşma

Uzun koridorun sonundan yüzüne vuran ışığın peşi sıra takıldı gözleri… Işık az önceki sarı rengini yeşile döndürmeye başlamıştı. Yürümeye başladı o yeşilliğin üzerine doğru. Derinden gelen bir ses duyduğunu sandı, yeşile gözlerini alıştırmaya çalışarak biraz daha içine doğru ilerledi ışığın. Duyduğu ses fısıltıya benziyordu ama ne dediğini anlamıyordu. Read more…

Bookmark and Share

Popularity: 33% [?]

Çarşamba, Mart 24, 2010 Categorized under Sehhar, ÖyküName

Ölüme Teğet

Marmaris… Bir pansiyon odası…

Boğucu sıcak bir gecede yirmi yaşlarında iki genç uyuyor aynı yatakta ve birbirinden binlerce yıl uzakta…

Etraf bir sürü ağaçla çevrili, onlarca kişi omuzları çökük, toprağın üzerinde yürüyor kadınlı erkekli… Pek çoğu tanıdık, şu da kocam, şu yüzü gözü kızarmış kollarına girilip yürütülen de annem. Niye ağlıyorlar ki böyle? Çoğu tanıdık geliyor ama uzun boylu, iri gözlü, karakaşlı bu adam da kim? Tanıyorum onu da… Ama niye bu kadar büyümüş? Erkek kardeşim o, tanıdım şimdi… Bir tek o ağlamıyor kalabalığın içinde. Burası bir mezarlık galiba, kim öldü ki? İşte bir tabut götürüyorlar ağlayarak. Taşınan tabut benim yakınım mı, herkes burada baksana! Read more…

Bookmark and Share

Popularity: 83% [?]

Cuma, Şubat 26, 2010 Categorized under Sehhar, ÖyküName

Aynalı Kapılar

 

Aynı  gece… Mümtaz’ın evi…

Çalışma masasının sandalyesinde saatlerdir oturan Mümtaz, masanın üzerindekileri kim bilir kaçıncı kez eline alıp, tekrar yerine koymuştu…

İki kitap, bir mektup, bir de boyalı bir minik bir taş.. Kalp şeklinde olan taşın üzerinde bir yazı okunuyordu.

“Seni yüreğim diledi”

  Read more…

Bookmark and Share

Popularity: 26% [?]

Cuma, Şubat 26, 2010 Categorized under Sehhar, ÖyküName

Superisinin Mektubu

 

Yıldız  Park…

Cuma günü, saat 16.00, sonbahar, yıl bilinmiyor…

Mümtaz,  arabasını Malta Köşkünün bahçesine park etti ve paltosunu eline alıp köşkün kapısından içeriye girdi. En sağ köşedeki masaya baktı. Masada otuz beş yaşlarında bir adam oturuyordu. Masaya doğru ilerledi. Geldiğini gören adam ayağa kalktı ve onu karşıladı.  Read more…

Bookmark and Share

Popularity: 20% [?]

Cuma, Şubat 26, 2010 Categorized under Sehhar, ÖyküName

Uzun Ömür Süren Adam

Ömür denilen şey hem çok uzun, hem çok kısa. Öyle şeylerle karşılaşıyorsunuz ki, dünya zamanına göre sıraya koysanız, ne de çok şey yaşamışım diyebiliyorsunuz giderken. Yaşayamadıklarınızı, yapamadıklarınızı düşününce de ne kısa sürdü, bak işte bitti diye üzülüyorsunuz. Hani bardağın yarısı dolu, yarısı boş hikayesi vardır ya onun gibi bir şey, ne taraftan baktığınıza göre değişiyor ömrünüzün kısalığı ya da uzunluğu… Bardağın bir yarısında acılar, diğer yarısında hazlar, İç içe geçmiş, tıpkı ying ve yang gibi… Read more…

Bookmark and Share

Popularity: 37% [?]