Sihirli Oyuncaklar Ülkesi
Günlerden Pazartesi idi. Herkes erkenden uyandı, kahvaltısını yaptı. Çoğu insan işe gitmek için hazırlanıyordu. Tabii Tom’un da okula gitmesi gerekiyordu. Henüz 9 yaşındaydı. 3. sınıfa gidiyordu. İlk önce hazırlandı, sonra okula gitti. Derslerinde çok başarılıydı. Eve döndüğünde babası eve gelmiş, ona bir hediye almıştı. Bu bir kitaptı. Merak ettiği için hemen okumaya başladı. Sonra bir an için kitabın onunla konuştuğunu zannetti. Tekrar dinleyince gerçekten onunla konuştuğunu gördü. İşte büyük macera o zaman başladı. Gözleri kapandı ve uykuya daldı. 
Uyandığında kendini bir şehirde buldu. Sonra karşısına birisi çıktı. Tom’dan yaşadığı şehri kurtarmasını istedi. Ancak Tom ”Ben hiçbir şey anlamıyorum. Neredeyim ben? Ayrıca benim gibi bir çocuk size nasıl yardımcı olabilir?”diye cevap verdi. O da ”Merak etme güvendesin. Şehrimize doğru kısa bir yolculuk yaptın. Biz tehlikedeyiz. Kötü büyücü Zender şehrimizi yıkmak için çalışıyor. Bizi sadece küçük bir çocuk kurtarabilir. Lütfen yardım et.”dedi. Tom anlamakta zorluk çekse de kabul etti. Tabii buranın da oyuncakların yaşadığı bir ülke olduğunu anladı .”Bu arada benim adım Julia. Tanıştığımıza sevindim ”. Tom da sevinçle ”Ben de. Benim adım da Tom” dedi. Julia ona ayrıntılı olarak geçmesi gereken yerleri ve karşılaşacağı oyuncakları anlattı. 3 farklı yoldan zekası ile ipucu toplayarak geçmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca Tom’un yanına yiyecek, su, bir sürü eşya koydu. Birde Zender’i bulduğu zaman onu yenmesi için bir zehir verdi. Artık Tom bu yolculuğa hazırdı. Acaba ne olacaktı?
Tom yola çıktığında ilk önce çok karanlık bir ormandan geçti. Bir süre sonra karşısına bir oyuncak çıktı. Bu oyuncak Julia’nın anlattığı oyuncağa çok benziyordu. Acaba o muydu diye düşündü. Sonra o olduğunu anladı. Bu ona nasıl davranırsan sana öyle davranan bir oyuncaktı. Zaten adı bu yüzden “Ayna Adam” idi. Tom ilk önce tereddüt etti ama çok merak ettiği için onunla konuşmak istedi.”Merhaba Ayna Adam” dedi. Ayna Adam” Merhaba küçük adam sizi buralara kadar getiren şey nedir?” dedi. ”Ben buraya Zender’in yaptığı kötülükleri engellemeye geldim.”. Ayna Adam da şu cevabı verdi.” Ama senin gibi bir oyuncağın Zender’i yenmesi çok zor. O çok güçlü ve gittikçe güçleniyor. Kimse ona karşı koyamıyor. Ayrıca oraya gitmek için çok zor yollardan geçmen gerekiyor. Burası geçeceğin ilk yer olduğu için kolay gözükebilir ancak hiç de kolay değil.”.Tom biraz endişeye kapılmıştı ama belli etmedi.”Ben bunları biliyorum, Ayna Adam. Yine de beni düşündüğün için sağol” dedi ve yola koyuldu. Karşısına kimlerin çıkacağı konusunda çok meraklıydı. Aslında çok korkuyordu. Bu orman çok korkutucuydu. Sonra Julia’nın bahsettiği cüceleri gördü.
Cüceler Tom’u rahat bırakmadı ve az kalsın Tom onlara yakalanıyordu. Nefes nefese koşuyordu. Sonunda ormanın çıkışını gördü ve kurtulmayı başardı. Ancak ileride çok daha zor yerlerin olacağını biliyordu. “Acaba geldiğim için pişman olacak mıyım? “ sorusu kafasını karıştırıyordu.
Ormandan çıktıktan sonra kendini bir çölde buldu. Hemen yola koyuldu. Sonra karşısına bir tabela çıktı. Tabelada bu çölün “Astroix” dolu olduğunu gördü. Astroix’ler bu yol üzerindeki çölde yani şu an Tom’un bulunduğu yerde yaşıyordu. Çok vahşi hayvanlardı ve Tom onları uyandırırsa başını derde sokacağını anlamıştı. Ancak onlar çölün her yerindeydiler ve bir tek “Sihirli Gözlükler” sayesinde görülebiliyordu. Bu gözlükleri bulması için” Gizli Geçit” adında bir yerden geçmesi gerekiyordu. Zaten sorun da buydu. Gizli Geçit, adı üstünde gizli bir geçitti. Bu yüzden Tom’un onu bulması gerekiyordu. Sonra aniden bir yerden bir ses geldiğini fark etti ve dönüp oraya baktı. Baktığında bir şey göremedi ama yaklaşınca orada bir su sesinin olduğunu anladı. Etrafına bakınırken bir yazı gördü. Burada Gizli Geçit’e nasıl gidilebileceği yazıyordu. Tom dikkatlice bakınca Gizli Geçit’e gitmek için bir giriş yolu olduğunu ve içeride tuzaklardan korunması gerektiğini gördü. Sonra yorulduğunu ve dinlenmesi gerektiğini düşünürken bir taşın üzerine oturdu. İşte ne olacaksa o anda oldu.
Gizli Geçit’in kapısı açılmıştı. Tom merakını yenemedi ve içeri girdi.
İlk başta karşısına bir oyuncak çıktı. Bu “Bilmece Adam” idi. “Sana bir bilmece soracağım. Eğer bilirsen geçebilirsin; ancak bilemezsen burada sonsuza kadar hapis kalırsın” dedi. Tom korkarak : “Tamam” dedi. Bilmece Adam sordu: “Büyük bir boşlukta, karanlıkların ardında; ikiyüzlü değildir, hep şekil değiştirir.”. Tom uzunca bir süre düşündü. Cevabı bulduğunu düşünüyordu ve şansını denedi: “Ay”. Sonra Bilmece Adam cevabın doğru olduğunu söyledi ve birden yok oldu. Tom kısa bir süre yürüdükten sonra karşısına kocaman bir uçurum çıktı. Ne yapacağını bilemiyordu. Karşısını görebiliyordu. Uçurumu geçmek için asılan ipleri görmesi uzun sürmedi. Derin bir nefes aldı ve ipe tutundu. Tam düşeceğini sanmışken farkında olmadan varmıştı ve rahatladı. Sonunda yorulmasına karşın Sihirli Gözlük’ü bulmuştu. Onu taktığı anda göremediği şeyleri gördüğünü fark edince çok sevindi. Bu gözlük büyük ihtimalle Zender’in kötülük ülkesine yolculuk edenler için yapılmıştı. Duvarda ise dışarıya çıkmasını sağlayacak olan kapıyı gördü ve dışarı çıktı. Gerçekten yaşadığı şeyler onu çok yormuştu ve biraz uykuya ihtiyacı vardı. Bu yüzden çabucak uykuya daldı. Kalktığında kendini dinlenmiş ve zinde hissediyordu. Tom çok acıkmıştı. Yemeğini yedikten ve suyunu içtikten sonra tekrar yola koyuldu. Artık Astroix’leri gözleriyle görebiliyordu. Bu sayede ses çıkarmadan onların olabildiğince uzağından ilerledi ve sonunda çölün çıkışına vardı.
Bir sonraki yeri görünce çok şaşırdı. Çünkü burası bir denizdi. Denizde yola çıkması için bir tekne verilmişti. Sahilde, deniz altında bir sürü vahşi hayvan olduğunu söyleyen bir tabela vardı. Tom buranın geçmesi gereken son yer olduğunu anladı. Tekneye bindi, hazırlıklarını bitirdi ve yola çıktı. Sonra yol ilerledikçe suların durgunlaştığını fark etti. Çok uzun bir yol aldıktan sonra uzaklarda bir bina gördü. Ne olduğunu merak etti ve oraya doğru ilerledi. Tam o sırada büyük balıklar tekneye saldırdı ve tekne su almaya başladı. Tom aceleyle can yeleğini giyerek kıyıya kadar yüzdü. Sonunda oraya vardı. Karşısına biri daha çıktı. Karşısındaki kişi “Buraya girmek için gerçek bir kötü olduğunu göstermen gerekiyor. Eğer buraya girmek istiyorsan “Büyük George” adında bir oyuncak devi yenmen gerekiyor.” dedi. Tom biraz tereddüt etti. Büyük George’nin kim olduğunu merak ediyordu. Sonra ”Evet, girmek istiyorum.” dedi. Adam “O zaman seni arenaya yollayacağım.” dedi. Tom birden kendini arenada buldu ve Büyük George’u görünce keşke gelmeseydim diye düşündü. Ama artık çok geçti. Büyük George ona doğru ilerliyordu. Tam Tom’un üzerine atlayacakken Tom hemen sıyrıldı. Hiç vakti yoktu. Bir yolunu bulup bu devi yenmesi gerekiyordu. Birden aklına Julia’nın verdiği eşyaları geldi. İçine baktı, bir halat ve bir fener buldu. Sonra büyük bir çeviklikle halatı devin boynuna sarıp ona tırmandı ve dev ona doğru dönünce gözüne feneri tuttu. Dev acıyla inleyerek yere düştü ve Tom görevi başardı. Artık içeri, Zender’in ülkesine sızmayı başarabilecekti.
Adam ”Evet, çok iyiydin yabancı. Artık içeri girebilirsin” dedi. Tom kendisiyle gurur duyuyordu. Sonra önceden gözükmeyen bir şehir gözüktü. Tom içeri girdiğinde burasının tahmin ettiğinden de kötülük dolu bir ülke olduğunu anladı. Bu uzun yolculuktan sonra bir kaç gün bir otelde kaldı. Bu sırada yeni bir arkadaşı oldu. Adı John’du. O da artık Zender’in kötülüklerinden bıkmıştı. Bu yüzden Tom ona buraya gelene kadar neler yaşadığını ve neden buraya geldiğini anlattı. Artık John ve Tom bir ekip olup Zender’i yenmeyi düşündüler. Zaman ilerledikçe vakitleri azalıyordu ve sonunda Zender’in sarayına çalışan kıyafetleri ile sızmayı düşündüler. Yukarıdaki kata çıkabilmek için özel rozetlerin taklidini de yaptırdılar. Zender’in sarayına doğru yürüdüler ve sonunda saraya vardılar. Güvenliğe Zender’in onları çağırdığını söyleyip içeri girmeyi başardılar. Etrafta bir sürü çalışan dolaşıyordu. Zender’in kötülük planlarını yaptığı odalar da gözüküyordu. Yukarı çıktılar. Restorandan kahve aldılar ve gizlice içine zehirden koydular. Sonrada Zender’in odasına gittiler. Zender’e ona kahve getirdiklerini söylediler ve ayrıldılar. Zender’in şehri onun sayesinde ayakta duruyordu. Yani Zender’in yaşamasına bağlıydı. Zender zehirlenirken içeride kalan herkes yok oluyordu. Bu yüzden John ve Tom büyük bir hızla saraydan çıktılar. Çok az vakitleri vardı. Herkes onlara çok garip davrandıklarını düşünerek bakıyordu. Son anda ülkeden kurtulmayı başardılar.
Tom uyandığında nerede olduğunu merak ediyordu. Sonra yaşadıklarının rüya olduğunu düşündü. Aslında kitabı okurken öyle bir dalmıştı ki kitabın içinde olduğunu sanmıştı, sonra da uyuyakalmıştı. İşte Küçük çocuk Tom’un heyecanlı macerası böyle sona ermişti.
Eren Ömeroğlu
6/B
Popularity: 100% [?]

Zamanın hızına yetişmek ne kadar zor bebeğim… Daha dün gibi dünyaya gelişin, emeklemen, yürümen, konuşman, derken okula gitmen… Şimdi bakıyorum da, büyümüşsün ben farkında olmadan… Herşeye yetişebilir mi insan, yetişiyor işte; içinde varsa tutamıyorsun, alıp başını gidiyor… Meğer benim küçük oğlum da büyümüş, teyzesinin izinde yol alıyormuş çaktırmadan… 2-3 saat gibi kısa bir sürede yazdığın bu hikaye, senin için bir başlangıç sadece… Soruyordun bana birkaç sene önce; “en küçük yazarın yaşı kaç anne ” diye… Kimbilir belki de o zaman böyle bir niyetin vardı da, ben farketmemişim oğlum… Seninle gurur duyuyorum…
Kelimelerin sihirli dünyasına hoşgeldin sevgili Eren… SehharName kendi sayfaları arasında seni görmekten çok mutlu… Üretmeye devam et güzel oğlum…
Vay Vay ! Bu ne güzel bir hikaye böyle, hayal gücün süper Erencim. Başlangıcı böyle ise ilerde seni yazar olarak görebiliriz gibi geliyor. Senden başka hikayeler de bekliyoruz. Herşey gönlünce olsun…
Güzel bir yazı tebrik ederim devamını bekliyoruz.